Kadında İleri Yaş Tüp Bebekte Başarı Şansını Azaltır

Başarı Hikayeleri > Memorial Kayseri Tüp Bebek Merkezi
13 Yıl Sonra Gelen İkiz Mutluluk

Tüp bebek tedavilerinde başarıyı olumsuz etkileyen en önemli faktör, kadında ileri yaştır. Bunun yanında; kadının yumurta rezervinin azalmasına neden olan stres, sigara kullanımı ve yaşam kalitesini düşüren alışkanlıklar da çocuk sahibi olma şansını olumsuz etkilemektedir.

Tüp bebek tedavilerindeki yeni gelişmeler sayesinde ise hem kadında hem de erkekte var olan önemli sorunlar ortadan kaldırılarak, çiftlerin çocuk sahibi olması sağlanabilmektedir.

Memorial Kayseri Tüp Bebek Merkezi’nden Op. Dr. Arzu Yurci, tüp bebek tedavisinde başarıyı olumsuz etkileyen faktörler ve hakkında bilgi verdi.

Yumurtalık rezervi yaşa bağlı olarak azalır

Kadının yumurtalık rezervinin en iyi olduğu dönem, 20-30 yaş arasındadır. 30 yaşından sonra yumurta rezervinde azalma başlar. 30 yaşındaki bir kadın her yıl %10 oranında yumurta kaybı yaşar. 40 yaşından sonra ise bu oran %50’ye çıkar. Kadın 43 yaşına geldiğinde normal yolla gebe kalması daha da zorlaşmaktadır. Yaş ilerledikçe kadının yumurta rezervindeki azalma ile birlikte yumurta kalitesi de düşmektedir. Bu nedenle normal yollarla ya da tüp bebek tedavileri ile gebelik oluşmuş ileri yaştaki kadınlarda ayrıca düşük oluşma riski de artmaktadır.

Kadının yaşı gebelik şansını olumsuz etkiler

Tüp bebek tedavilerinde başarı oranı değerlendirilirken göz önüne alınması gereken en önemli faktör kadının yaşıdır. Çünkü yaş ilerledikçe, tüp bebek denemelerinde her zaman başarılı sonuç elde etmek mümkün olmamaktadır. Bunun yanında ileri yaş faktörü bulunmayan genç çiftlerde de yapılan testlere göre her şey normal görünse de gebelik oluşmayabilir. Buradan çıkarılacak sonuç, genellikle iyi tüp bebek programlarında kadının yaşı 35’ten genç olsa da her denemede başarı oranı yaklaşık %60 civarındadır. 35-37 yaş grubunda başarı oranı %45’ken, 38-40 yaş arasında %30, 40-42 yaş grubunda %20 ve 42’nin üzerinde ise %10 oranındadır.

Sigara tüp bebekte başarı şansını düşürür

Tüp bebek tedavisi olan çiftlerde sigara kullanım öyküsünü bulunması, tedavinin başarısını önemli ölçüde etkilemektedir. Sigaranın yumurtalık rezervini düşürücü özelliği bulunmaktadır. Bu durum, sigara içme süresi ile doğru orantılıdır. Sigara içenlerde infertilite (kısıklık) riski normal topluma göre 1,5 kat daha fazla görülmektedir. Sigara kullanan kadınların 1 ila 3 yıl daha erken menopoza girdikleri, yumurta gelişimlerinin gerilediği, yumurtlamalarının azaldığı, tüp bebek tedavileri sırasında döllenme ve embriyonun erken gelişiminin olumsuz etkilendiği bilinmektedir. Yardımcı üreme teknikleri ile çocuk sahibi olmak için tedavi gören çiftlerde, sigara içenler ile içmeyenlere aynı sayıda embriyo transfer edildiğinde, sigara içenlerde gebelik, içmeyenlere göre %50 oranda daha az gelişmektedir. Sigara içen erkeklerde ise mikro enjeksiyon (ICSI) ile tüp bebek (IVF) şansı azalmaktadır. Günde bir paketten fazla sigara içen erkeklerin sperm hareketliliğinin yanı sıra sperm kalitesi de olumsuz etkilenmektedir.

Kontrolsüz stres gebelik oranını azaltır

Stres; hormonlar, sinir sistemi ve bağışıklık sistemine olumsuz etkileri nedeniyle doğurganlık şansını düşürebilmektedir. Tüp bebek tedavilerinde de stres başarıyı etkileyen en önemli sorunlardan biridir. Stres nedeniyle toplanan yumurta sayısı ile birlikte gebe kalma oranları da düşer. Yumurta toplama ve embriyo transferi gibi anne adayı için tedavinin en sıkıntılı ve gergin sürecinde, özellikle vücuttaki adrenalin düzeyi fazla olan kişilerde gebelik oranları azalmaktadır. Tedavi döneminde gevşeme egzersizleri ve stresle baş etme programları sayesinde kişinin rahatladığı, sıkıntılı dönemi daha rahat atlattığı ve buna bağlı olarak gebelik oranlarını yükselttiği şeklinde araştırma sonuçları mevcuttur.

Tüp bebek tedavisindeki yeni gelişmelerle gebelik oranları artırıyor

Tüp bebek tedavisinde son yıllarda yaşanan gelişmelerle birlikte gebelikte başarı oranları da artmaktadır. Spermlerin seçimi için IMSI uygulanması yani spermin özel bir mikroskop altında seçilip yumurtanın içine enjekte edilmesi gibi işlemler bunun en güzel örneğidir. Normal şartlarda, mikroenjeksiyon için kullanılan mikroskoplar spermi 400 kat büyütmekte ve sperm seçimi de bu büyütmenin sonucuna göre yapılmaktaydı. IMSI tekniği ise spermi 6600 kat büyüterek, spermin morfolojisinin daha iyi değerlendirilmesine ve gebeliği sağlayacak doğru spermlerin seçilmesine olarak tanımaktadır. Laboratuvar koşullarında embriyoların sürekli embriyo izleme sistemi yani “embriyoskop” ile takip edilmesi de tüp bebekte başarıyı artıran önemli faktörlerden biridir. Bu şekilde laboratuvar şartlarında daha önce fark edilemeyen birçok gelişimsel problem tespit edilebilmektedir. En iyi gelişim gösteren embriyonun seçilmesi gebelik şansını artıracağı gibi az sayıda embriyo transferi ile çoğul gebelik riskini de azaltmayı mümkün kılmaktadır.

Sosyal Medyada Paylaş

Başarı Hikayeleri